ilahi, ilahi dinle, ezgi, video, klip, video klip, ücretsiz video, video izle, klip izle, mustafa cihat, mustafa cihad, eşref ziya, eşref ziya terzi
Yazan: busiteyedikkatedin Eylül 10, 2008
ilahi, ilahi dinle, ezgi, video, klip, video klip, ücretsiz video, video izle, klip izle, mustafa cihat, mustafa cihad, eşref ziya, eşref ziya terzi
Yazı kategorisi: Genel | Etiketler: ücretsiz video, ezgi, eşref ziya, eşref ziya terzi, ilahi, ilahi dinle, klip, klip izle, mustafa cihad, mustafa cihat, video, video izle, video klip | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Eylül 9, 2008
Yazı kategorisi: Uncategorized | Etiketler: başbakan, eleştiri, erdoğan, recep tayyip erdoğan, tartışma, video, video izle | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Eylül 9, 2008
Yazı kategorisi: Genel | Etiketler: aydın doğan, başbakn, kartel medyası, recep teyyip erdoğan, tartışma | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Eylül 7, 2008
video kırım,güzel kırım,kırım hakkında bilgiler,kırım videoları,kırım türküleri,kırım şiirleri,kırım belgeseli,ey güzel kırım,türk diyarları,türk-islam davası,türk-islam sitesi,islamın sesi,mücahidler,kırım müslümanları,kırımım
Yazı kategorisi: Kırım | Etiketler: ey güzel kırım, güzel kırım, islamın sesi, kırım belgeseli, kırım hakkında bilgiler, kırım müslümanları, kırım türküleri, kırım videoları, kırım şiirleri, kırımım, mücahidler, türk diyarları, türk-islam davası, türk-islam sitesi, video kırım | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Eylül 3, 2008
ergenekon haberleri,ergenekon terörö örgütü,ulusal ihanet,ulusalcılar
Korgeneral Mendi, bugün saat 11:30′da Tolon ve
Eruygur’un tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi 1 Nolu Cezaevi’ne 41 KK 240
sivil plakalı araçla giriş yaptı. Bir saat içerde görüşen Mendi,
cezaevi içinde tekrar aracı ile çıkarak Muharebe Hizmet Destek Eğitim
Komutanlığı’na gitti. Korgeneral Mendi, cezaevi çıkışında açıklama
yapmadı.
Genekrumay Başkanlığı, ziyaretin TSK adına yapıldığını
açıkladı. Ancak Genelkurmay Başkanlığı, ziyaretin hangi amaçla
yapıldığı konusunda bilgi vermedi.
Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde konu ile ilgili şu açıklama dikkat çekti:
“1.
03 Eylül 2008 günü, saat 11:30 ‘da Kocaeli ili Garnizon Komutanı
Korgeneral Galip MENDİ, Kandıra Cezaevinde tutuklu olarak bulunan
Orgeneral Şener ERUYGUR ile Orgeneral Hurşit TOLON’u ziyaret etmiştir.
2.
Türk Silahlı Kuvvetlerine uzun süre hizmet veren iki emekli komutana
yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir.
3. Bilindiği üzere, dün olduğu gibi bugün de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargıya olan saygısı ve güveni tamdır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”
Yazı kategorisi: Uncategorized | Etiketler: ergenekon haberleri, ergenekon terörö örgütü, ulusal ihanet, ulusalcılar | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Ağustos 30, 2008
kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti,türk devletleri,dünyadaki türkler,türk-islam birliği,türkler ve islam,türk birliği,türkçülük,islami hareket,türktarihi,türki cumhuriyetler
Kıbrıs 1571′de Türk toprağı olmuştur. Fetihten hemen sonra, 2 Eylül 1572′de çıkarılan bir fermanla çoğu Karaman’dan bir kısmı da Antalya, Beyşehir, Seydişehir, Akşehir, Niğde, Ürgüp, Akdağ, Bozok kazalarından gönderilen 20.000 Türk Kıbrıs’a yerleştirilir. Ayrıca belli zamanlarda bazı sebeplerle çok sayıda Türk aşireti Kıbrıs’a sürgüne gönderilmiştir. Bunların adları Şamlu, Kara Hacılu, Eski Yürük, Kiseoğlu, Şeyhlü, Senedlü, Batralı, Çıblaklı, Gedikli, Toslaklı, Cirid ve Saçıkara’dır. Dirimlü ve Kaçar Halil aşiretlerinin adları da resmi belgelerde geçmektedir. Buselioğlu ve Şeyhlü aşiretlerinin ise Kıbrıs’a ulaşmadan geri döndükleri ve Anadolu içlerine yerleştikleri belirtilmektedir. Bu günkü Kıbrıs Türkleri, 16. yüzyılın sonlarında Kıbrıs’a yerleşen bu Türkler’in torunlarıdır. B u göç ve sürgünlerin sonunda 1777′de Türklerin sayısı Hıristiyanların sayısını 10.000 aşmıştır.
1878′de başlayan Kıbrıs’taki İngiliz hakimiyeti 1914′te ilhaka varır. 1923 Lozan Anlaşması’ndan sonra sayıları 300.000′i aşan Kıbrıs Türkü, Kıbrıs’tan Türkiye’ye iltica eder ve Silifke, Anamur, Antalya, Alanya gibi bölgelere yerleşirler. Aynı dönemde Kıbrıs Türkleri’nden bazıları da İngiltere’ye göçmüştür. Bu gün 50-60 bin civarında Kıbrıs Türkünün İngiltere’de yaşadığı tahmin edilmektedir. Kıbrıs’taki Türk nüfusu 1960′tan önce 120.000 olarak tespit edilmiş ve Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimine bu esasa göre iştirak etmişlerdi. 1963 yılında başlatılan jenosit ve uygulanan baskılarla Türkler’in bir kısmı İngilere’ye ve Avustralya’ya, çok az bir kısmı da Almanya’ya göç etmiştir. 1969 yılında yapılan nüfus sayımından en az 10.000 Türk’ün bu göç döneminde Ada’dan ayrıldığı anlaşılmaktadır. 1969 nüfus sayımında Türk nüfusunun Lefkoşe, Magosa, Larnaka, Limasol, Baf, Girne merkez ve çevresinde yoğunlaştığı görülmektedir.
Son olarak 1989′da yapılan nüfus sayımına göre Kıbrıs’ta 162.676 Türk yaşamaktadır. Bu gün bu sayının 180.000′e ulaştığı tahmin edilmektedir.
Yunan-Rum ittifakı Kıbrıs üzerindeki emellerinden hiç bir dönemde vazgeçmemiştir. 1955′te başlayan Ada’yı Rumlaştırma ve Yunanistan’a bağlama politikası 1974′ün 15 Temmuzunda durdurulmuş ve 15 Kasım 1983′te 3.335 km²’lik bir bölgede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Başkenti Lefkoşe’dir. İdari açıdan Gazimagosa, Güzelyurt ve Girne olmak üzere üç kazası daha bulunmaktadır. Bütün bu gelişmelere rağmen Kıbrıs üzerinde oynanan oyunlar son bulmamıştır. Kıbrıs halen Türkiye’nin en başta gelen dış politika meselelerinden birini teşkil etmektedir.
alıntı
Yazı kategorisi: KKTC | Etiketler: kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Ağustos 26, 2008
DOĞU
TÜRKİSTAN’DA ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN ÖNDE GELEN İSİMLERİ
Yirminci yüzyılın başı Doğu Türkistan’da
milli ve manevi duyguların uyanmaya başladığı bir dönem oldu.
Uygur Türkleri’nin bu “milli uyanışı” Türkiye, Mısır, Suriye
gibi Müslüman ülkelere yaptığı geziden sonra ülkesine dönüp
çalışmalara başlayan Abdülkadir Damulla sayesinde oldu. Dönemin
en önemli ihtiyaçlarından birisi halkın, mukaddes değerleri,
tarihi ve sahip olduğu miras konusunda bilinçlendirilmesi
idi. Abdülkadir Damulla, açtığı Matle’ul Hidayet ismindeki
okulla Doğu Türkistan gençlerini bu konuda yetiştirmiş, yayınladığı
kitaplarla halkın bilinçlenmesine katkıda bulundu. Abdülkadir
Damulla’dan sonra Doğu Türkistan’da mücadeleyi “Üç Efendiler”
olarak anılan İsa Yusuf Alptekin, Muhammed Emin Buğra ve Mesud
Sabri Baykuzu üstlendiler. Mesud Sabri Baykuzu’nun Doğu Türkistan
için verdiği mücadele, 1951 yılında komünist Çin yönetimi
tarafından tutuklanıp, 1952 yılında zehirli bir iğneyle öldürülmesi
ile son bulmuştur. İsa Yusuf Alptekin ve Muhammed Emin Buğra’nın
mücadeleleri ise ömürlerinin sonuna kadar devam etmiştir.
![]() İsa Yusuf Alptekin |
Çin’e bağlı Doğu Türkistan Eyalet Hükümeti’nin
Genel Sekreteri olarak görev yapan İsa Yusuf Alptekin, tüm
hayatını Doğu Türkistan’ın haklı davasını uluslararası arenada
anlatmaya ve Müslümanların esaretten kurtulmasına vakfetmiştir.
26 yaşındayken Batı Türkistan’daki Çin Konsolosluğu’nda çalışmaya
başlamıştır. Sovyetler Birliği’nin Türkistan’daki Müslüman
Türkler üzerinde komünizmin en büyük zulümlerini gerçekleştirdiği
bu dönemde, komünist zihniyete ve uygulamalarına bizzat şahit
olan Alptekin mücadelesine bu dönemde başlamıştır. Batı Türkistan’da
bulunduğu süre boyunca, Doğu Türkistan’daki bağımsızlık yanlısı
kişilerle bağlantı kurmuş ve çalışmalarını gizli olarak yürütmüştür.
İsa Yusuf Alptekin’in en çok üzerinde durduğu
konulardan birisi halkını komünizmden korumak
olmuştur. Hatta komünizme karşı daha etkili çalışmalar yapabileceğini
düşündüğü için Çin Hükümeti nezdinde temaslar yürütmüş ve
1936-1945 yılları arasında Çin Parlamentosu’nda ülkesini temsil
etmiştir. Komünistlerin önce Pekin’i ele geçirmeleri, ardından
da Doğu Türkistan’a doğru ilerlemeleri üzerine İsa Yusuf Alptekin
vatanından ayrılmak zorunda kalmıştır. 1954 yılında İstanbul’a
yerleşen ve çalışmalarını buradan yürüten Alptekin, Doğu Türkistan’da
yaşanan zulme dünya ülkelerinin dikkatini çekebilmek için
birçok ülkeyi dolaşmış, konferanslara, panellere katılmış,
üniversitelerde konuşmalar yapmıştır.
Muhammed Emin Buğra ise Doğu Türkistan
mücadelesi tarihine Doğu Türkistan Tarihi adlı dev eseri ile
geçmiştir. 1931′deki bağımsızlık hareketinde bizzat görev
almış ve Hotan, Yarkent gibi şehirlerin Çin işgalinden kurtulmasını
sağlamıştır. 1944 yılında kurulan Doğu Türkistan Devletinde
bakanlık yapmış, komünist Çin işgalinin gerçekleşmesinden
kısa bir süre önce ise Hindistan’a iltica etmiştir. Bir süre
sonra buradan Türkiye’ye geçmiş, mücadelesine Türkiye’de devam
etmiştir.
Bu vatansever insanların yaşamları boyunca
şerefle sürdürdükleri bağımsızlık mücadelesi bugün de aynı
hızla devam etmektedir. Şu anda uluslararası arenada Doğu
Türkistan için faaliyet gösteren yirmiye yakın vakıf ve dernek
vardır. Bu dernekler Doğu Türkistan Milli Kurultayı (ETNC)’nın
şemsiyesi altında toplanmıştır ve Doğu Türkistan halkının
sesini dünyaya duyurabilmek için çalışmalar yürütmektedir.
Yazı kategorisi: Doğu Türkistan | Etiketler: Doğu Türkistan, türk birliği, türk islam birliği | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Ağustos 17, 2008
BAŞKIRDİSTAN ÖZERK
CUMHURİYETİ
Rusya Federasyonu’na bağlı Özerk Cumhuriyettir. 11
Ekim 1991 tarihinde özerkliğine kavuşmuştur.
Yüzölçümü :143.600km2
Nüfusu : 3.944.000
Başkenti : Ufa
Başkır Özerk Cumhuriyeti Güney Urallardan batıya
doğru Belaya ve Kama nehirlerine kadar uzanır. 1552′de Kazan Hanlığının
yıkılmasından sonra her iki Türk boyu (Tatar-Başkır) Ruslara karşı birlikte
ayaklanmış ancak, XVIII yy’ın sonlarında Rus egemenliğine girmek zorunda
kalmışlardır. Başkırlar her zaman Tatarlarla iç içe yaşamışlardır. Başkırtça
daha çok konuşma dilinde kullanılmıştır. 1926′da ise ilk Başkırtça kitap
yayınlanmıştır. Etnik yapı olarak Tatarlara yakındıriar. îlk kez 1919′da S.S.C.B.
içihde Başkırt SSC kurulmuştur. Tarihi kaynaklara göre Tatar-Başkır ilişkileri
tahmini bin yıl önceden başlamıştır.
Başkırların dili Tatarcaya yakın olup Türk dilinin
Kıpçak Bulgar alt grubunu oluşturur. Başkırların % 68′i Özerk Başkırdistan’da
yaşamakta olup, geriye kalan % 32 si Ural bölgesindedir. Başkırlar daha çok kentsel
yörelerde değil kırsal bölgelerde yerleşiktirler. Başkır halkının yaşamında
Mitolojinin ve destanların ayrı bir yeri bulunmakladır. Ural Batır destanı bunların
en önemlileridir. Başkırdistanın dışında, Başkırlar, Kazakistan, Türkmenistan,
Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Ukrayna ve Rusya Federasyonu’nun diğer
bölgelerinde yaşamaktadırlar. Ülke Asya ile Avrupa’nın birleştiği bölgedir.
Ekonomik Durum
Baçkırdistan’ın ekonomik
yapısı tarıma, hayvancılığa vç sanayi’ye dayalıdır. Ülkede 647 kolhoz ve 95
sovhoz bulunmaktadır. Başlıca tarım ürünleri, çavdar, yulaf, darı, keten, şeker
pancarı, patates, ayçiçeğidir. Başkırdistan, petrol, doğalgaz ve boru hatlarına
sahiptir. Rafinerler ve petrokimya fabrikaları ana ekonomiyi saglur. Ayına,
köıııür, bakır, boksit, altın, manganez krom vardır. Yılda 40 milyon ton petrol,
3.5 dm3 doğal gaz üretilmektedir. îmalat sanayi’yi gelişmiş olup, petrol, doğalgaz,
demirçelik, kömür, elektrik, çimento, şeker, kereste, pamuklu ve yünlü dokuma
ekonomi de önemli yer tutmaktadır. Uçak imalatı, gübre, deri, tütün, gemi inşa,
demir ve karayolu taşıtları yapılmaktadır.
Enerji
Ufa, Sterlitamak, îsinbay, Kumertau, Karmavoua’da
büyük enerji santralleri bulunmaktadır.
Ulaştırma
Demiryolu, denizyolu, karayolu, hava yolu ile ve boru
hatlanyla sağlanmaktadır.
Eğitim
Başkırdistan’da, diğer Türk Cuınhuriyetleride
olduğu gibi eğitim gelişmiştir. Eğitim Rus ve Başkır dillerinde yapılmaktadır.
Ana okullan ve 10 yıllık orta okulları bulunmaktadır.
Anaokul :71adet, 65.000 öğrenci Ortaokul :3175 adet, 563.00 öğrenci Üniversite : 9
adet, 54.000 öğrenci okumaktadır.
Yazı kategorisi: Başkurdistan | Etiketler: BAŞKIRDİSTAN ÖZERK CUMHURİYETİ | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Temmuz 30, 2008
BAĞIMSIZLIĞIN 10. YILINDA ORTA ASYA MÜSLÜMAN-TÜRK CUMHURİYETLERİ (AKİT-08 AĞUSTOS 2001)
70 yılı aşkın süredir Rus esareti altında yaşayan Ortaasya’daki Müslüman-Türkler, 1990 yılında SSCB’nin dağılmasıyla özgürlüğüne kavuşmuştu. Birçok anlamda SSCB’ya bağlı olan Türk devletlerinin bağımsızlığını ilan etmesi, birçok sorunu da beraberinde getirdi. Adriyatik Denizi’nden Çin Seddi’ne kadar uzanan ve sayıları 250 milyonu aşkın Müslüman-Türkler, Anadolu’nun dışında iki büyük merkeze sahiptir: Türkistan ve Kafkasya…
Türkistan’da günümüzde 5 büyük Türk topluluğu yaşıyor. Bunlar Türkmenler, Uygurlar, Özbekler, Kazaklar ve Kırgızlar’dır.
Türkistan’ı dört büyük ülkeye ayırmak mümkün.
1- Çin işgali altında bulunan Uygur Özerk Bölgesi ya da Doğu Türkistan
2- Mezar-ı Şerif Bölgesi olarak bilinen Afganistan Türkistan’ı
3- İran sınırları içinde yeralan İran Türkistan’ı
4- Rusya’nın yıkılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Türk Cumhuriyetleri’nin yaşadığı bölge…
Eski Sovyet Rusya, bölgedeki Türkistan’da yaşayan Türk boylarına karşı uyguladığı tüm politikasını, bütünlüğü parçalamak üzerine kurmuştu. Bu politikayı şu şekilde özetlemek mümkündür:
”İslam şuurunun azaldığı, güçlü bir yöneticinin ortaya çıkmadığı dönemler, kabile şuurunu ön plana çıkarmaktır. Sovyetlerin politikası, gerek Türkistan’da gerekse Kafkasya’da olsun kabile şuurunu tahrik ederek bütünlüğü parçalamaya çalışmak olmuştur.” (Türk Dünyası, Çağrı Kürşat Yüce, s. 10)
Başta belirttiğimiz gibi, Türk Dünyası’nın ikinci büyük merkezini ise Kafkasya oluşturmaktadır. Kafkaslara göç eden Müslüman Türk toplulukları ”Milletler Kapısı” olarak bilinen Ural Dağlarının güney yamaçlarını geçit olarak kullanmışlardır. Türkler’in Kafkaslar’da yerleştiği tüm bölgeler 1864 yılında Rusların işgaline uğramıştır.
Ruslar Kafkaslarda uyguladıkları politikalar gereği, ilk olarak Türkiye sınırında Gürcü ve Ermenilerden oluşan hristiyan bir cephe kurmuştur. Buradaki temel amaç Türkiye’nin Türk Dünyası ile olan irtibatını kesmektir. Bunun için Kafkasya dışındaki Ermeniler’i göçmen olarak getirip buraya yerleştirerek suni bir Ermeni Devleti orataya çıkarmışlardır.
Bugün güney Kafkasya’da bulunan Azerbeycan ikiye ayrılmış bulunmaktadır. 17 milyon Azeri Türkü’nün yaşadığı ve esas büyük bölgeyi teşkil eden güney Azerbeycan İran sınırları içerisindedir. Kuzey Azerbeycan 1991 yılında bağımsızlığını kazanarak kendi devletini kurmuştur. 1992 yılında Azerbeycan ile Ermenistan arasında yaşanan savaş, Azerbeycan’ın sağlıklı bir ekonomik gelişme göstermesini engellemiştir. (Türk Dünyası, Çağrı Kürşat Yüce, s. 13)
BAĞIMSIZLIĞIN GETİRDİĞİ SORUNLAR
SSCB’nin 70 yıl süren asimilasyon hareketine ve İslam dinini ortadan kaldırma çalışmalarına rağmen Ortaasya’daki Müslüman Türk varlığı kendi öz benliğini korumayı başarmıştır. Ne var ki, İslam dininin doğru anlaşılması ve hurafelerden arındırılması konusunda eğitimli din adamına önemli ölçüde ihtiyaçları vardır.
Bunun yanısıra etnik ve sınır problemleri, işsizlik, komünist dönemden kalan kadroların hala yönetimde söz sahibi olması ve en önemlisi ekonomik kriz bu ülkelerin gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.
Ortaasya Türk Cumhuriyetleri’nin Anavatan olarak gördükleri Türkiye’den önemli beklentileri bulunmaktadır. Bu beklentilerin başında dünyaya açılma konusunda kendilerine yardımcı olunması talebi gelmektedir. Yine parlamento düzeyinde işbirliği, kültürel alanda yardımlaşma, ekonomi konusunda yetişmiş eleman sağlama, ticari ilişkilerin geliştirilmesi, yatırımların hızlandırılması, esir Türk Devletleri’ndeki insan hakları ihlallerinin uluslararası alanda duyurulması ve Rusya’nın bölgedeki hakimiyetine son verilmesi gibi konular Ortaasya Türk Cumhuriyetleri’nin Türkiye’den beklentilerinden sadece birkaçıdır.
Bu konuda Türkiye’nin atmış olduğu olumlu adımlar son aylarda yaşanan ekonomik kriz dolayısıyla kesintiye uğramış durumda. Geçtiğimiz aylarda İstanbul’da toplanan ”Türkçe Konuşan Devletler Kurultayı”nda bu konuda önemli adımlar atıldı. Ayrıca Özellikle Doğu Türkistan olmak üzere Çin ve Rus zulmü altında ezilen ülkelerde yaşanan insan hakları ihlalleri uluslararası toplantılarda Türkiye tarafından sık sık gündeme getiriliyor.
RUSYA’NIN KORKULARI
Bilindiği gibi SSCB’yi süper güç yapan faktörlerin başında zengin doğal kaynaklar gelmektedir. Nitekim bu doğal zengin kaynakların büyük bir kısmı şimdi bağımsız Türk Cumhuriyetleri sınırları içinde kalmıştır. Hala birçok yönden Rusya Federasyonu’na bağlı olan ve Rusya’nın baskılarına boyun eğmek zorunda kalan Bağımsız Türk Cumhuriyetleri’nin başta Türkiye olmak üzere diğer müslüman ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi Rusya’yı endişelendirmektedir.
Ayrıca Türk Cumhuriyetleri’nde İslam bilinçlenme süreci Rusya tarafından tehdit olarak algılanmaktadır. Coğrafi, tarihsel, kültürel ve etnik birçok ortak noktaları bulunan Türk Cumhuriyetleri’nde İslam bilincinin artması Rusya’nın bölgedeki etkinliğini ciddi şekilde tehdit etmektedir.
Atrıca Çeçenistan’da hezimet yaşayan Rusların uğramış olduğu prestij kaybının önümüzdeki dönemde Türk Cumhuriyetleri’ndeki Rus baskısı azaltacağı da düşünülmektedir. Nitekim Çeçenistan’da esen bağımsızlık rüzgarı, yine Rusya Federasyonu içindeki özerk bölgeler olan Yakutistan, Başkurdistan, Tuva, Tataristan gibi bölgelerde yoğun olarak hissedilmeye başlanmıştır. Bu bölgelerde yeni bir Çeçenistan deneyimi yaşamak istemeyen Ruslar, özerk bölgelerde sivil halka karşı baskıyı gün geçtikçe arttırmaktadır.
TÜRK DÜNYASI ÖNEMLİ BİR POTANSİYEL
Görünüşteki tüm olumsuzluklara rağmen Türk Cumhuriyetleri’nin sahip olduğu doğal kaynak potansiyeli, ekonomilerini tamamen düzlüğe çıkaracak seviyededir. Ancak, bunun gerçekleşmesi için bu kaynakların doğru ve akılcı kullanılması şarttır. Türk Cumhuriyetlerin ekonomileri ile Türkiye’nin ekonomisi birbirlerini tamamlar niteliktedir. Örneğin Türk ekonomisi dış piyasalara açılma ve yeni pazarlar bulma ihtiyacındadır. Bir yanda da endüstriyel hammadde, petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynakları ithal etmektedir. Bu nedenle serbest piyasa ekonomisine dayalı ticari işbirliği olanaklarının araştırılması taraflar açısından yararlı olacaktır.
Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile siyasi ve ekonomik bütünleşmeye giderken orta vadede de gerekli altyapıyı hazırlaması gerekmektedir. Ayrıca Türk Topluluğu’na giden süreç içerisinde gerekli olan uluslararası siyasi destek de vakit geçirilmeden teshih edilmelidir. Bu noktada, oluşacak bu birliğin, bölgesel güçlere karşı Türk topluluklarının sadece güvenliklerini ve çıkarlarını koruyan bir oluşum olduğu açıkça vurgulanmalıdır.
Unutmamak gerekir ki, milli ve dini kimlikler giderek daha çok önem kazanmaktadır. Medeniyetlerarası çatışmalara sahne olacağı düşünülen geleceğin dünyasında, bir ”Türk-İslam Medeniyeti”, ancak birlik ve dayanışma bilincine sahip olduğu ve bu bilince uygun olarak davrandığı takdirde varolabilir.
Yazı kategorisi: Genel | Etiketler: BAĞIMSIZLIĞIN 10. YILINDA ORTA ASYA MÜSLÜMAN-TÜRK | Leave a Comment »
Yazan: busiteyedikkatedin Temmuz 26, 2008
Batı Trakya’da bulunan Türk azınlık bir yandan Atina yönetimi tarafından Türkçe eğitime vurulan ağır darbelerle mücadele etmeye çalışırken, diğer yandan da kendilerine ait okullara “kimliği belirsiz”…
kişiler tarafından yapılan saldırılarla baş etmeye çalışıyor.
Yunanistan’da Rodop iline bağlı Narlıköy Azınlık İlkokulu’nun camlarının dün gece kimliği belirsiz kişiler tarafından kırıldığı açıklandı.
Narlıköy Encümen Heyeti, yaptığı açıklamada,okulun camlarının tuğla atılarak kırıldığını ve olayı emniyet güçlerine haber verdiklerini duyurdu. Köy halkı, okulun giriş kapısı önüne de boş bira şişeleri atıldığını belirterek,Yunanistan’da Türk azınlığın dini ve eğitim kurumlarına saldırıların bir an önce durdurulması gerektiğini bildirdiler.
Sürekli saldırılara maruz kalan Türk okullarına daha önce de Yunan makamları tarafından “Kürdistan” haritaları asılmıştı.
Yazı kategorisi: Batı trakya | Etiketler: Batı trakya, türk okulları, türk tarihi, trakya türkleri, yurt dışında türkler | Leave a Comment »